adres değişirse bir sonraki adres sitemizi yasaklayanların anasının amıdır orda buluşalım
Angourie Rice

Angourie Rice

Angourie Rice, 1 Ocak 2001 tarihinde Sidney, New South Wales, Avustralya’da dünyaya geldi. Sanatın günlük akışın bir parçası olduğu bir ortamda yetişti; yönetmen olan baba Jeremy Rice ve yazar olan anne Kate Rice’nın kızı olarak erken yaşlardan itibaren yaratıcı disiplinlerle iç içe büyüdü. Ailesinin iş koşulları nedeniyle bir süre Perth’te yaşadıktan sonra Melbourne’e yerleşti ve burada hem çevresini hem de ilgi alanlarını şekillendiren bir döneme girdi. Oyunculuğa attığı ilk ciddi adımlar da yine küçük yaşlarda sahne deneyimine dönüşen Avustralya yapımı kısa filmlerle başladı; böylece gelecekte izleyeceği kariyer yolunun temel taşlarını daha baştan oluşturdu. Profesyonel yolculuğundaki ilk büyük sıçrayışını 2013 yapımı apokaliptik gerilim filmi “These Final Hours”un (Türkçe adıyla “Kıyamet Gecesi”) yaklaşımı ve atmosferini içselleştirmeyi başardığı güçlü performansıyla yaptı. Bu film, yalnızca yerel ölçekte değil; uluslararası ölçekte de adının duyulmasını sağladı ve genç yaşına rağmen ekranda dikkat çeken bir yetenek olarak öne çıkmasına zemin hazırladı. Ardından, kariyerindeki asıl tanınma dönemi 2016’da Russell Crowe ve Ryan Gosling ile birlikte rol aldığı neo-noir komedi “The Nice Guys” (“İyi Adamlar”) ile geldi. Filmde canlandırdığı Holly March karakteri izleyicilerden ve eleştirmenlerden önemli bir karşılık alırken, Angourie Rice’ı Hollywood’un yükselen genç yetenekleri arasında daha görünür hale getirdi. 2017 yılı, hem farklı tonlarda hem de uluslararası ölçeklerde çeşitlendiği bir genişleme dönemiydi. Sofia Coppola’nın yönettiği “The Beguiled” filminde yer aldı ve bu deneyimle sinemadaki anlatım gücüne dair farklı bir perspektif kazandı. Aynı yıl Marvel Sinematik Evreni’ne (MCU) katılarak “Spider-Man: Homecoming” (“Örümcek-Adam: Eve Dönüş”) filminde Peter Parker’ın lise arkadaşı Betty Brant rolünü üstlendi. Bu karakteri “Spider-Man: Far From Home” (“Örümcek-Adam: Evden Uzakta”) (2019) ve “Spider-Man: No Way Home” (“Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok”) (2021) yapımlarında da yeniden canlandırması, küresel bilinirliğinin kalıcı şekilde pekişmesine yardımcı oldu. Bir yandan büyük bütçeli yapımlarda iz bırakan Angourie Rice, diğer yandan daha duygusal ve karakter odaklı projelerde de başrol seviyesinde varlık göstermeye devam etti. 2018’de fantastik romantik drama türündeki “Every Day” (“Her Gün”) filminde başrolü paylaşarak farklı bir duygusal derinlikle öne çıktı. Televizyon tarafında ise 2019 yılında “Black Mirror” dizisinin beşinci sezonundaki “Rachel, Jack and Ashley Too” bölümünde Miley Cyrus ile birlikte rol aldı; bu bölüm, onun performans esnekliğini bir kez daha görünür kıldı. 2021’de Kate Winslet’in başrolünde yer aldığı eleştirmenlerce beğenilen HBO mini dizisi “Mare of Easttown”da, Winslet’in karakterinin kızı Siobhan Sheehan rolünü üstlenerek dramatik yönünü güçlü bir biçimde sergiledi. Komedinin ritmini yakaladığı yapımlarla da adından söz ettiren oyuncu, 2022’de Rebel Wilson’ın başrolde olduğu Netflix komedisi “Senior Year” (“Lise Yıllığı”) filminde genç bir karakteri canlandırdı. 2024 yılında ise 2004 tarihli ikonik filmin müzikal uyarlaması olan “Mean Girls” (“Kötü Kızlar”) filminde Cady Heron karakteriyle başrolü üstlenerek kariyerindeki yükselişi sürdürdü. Sinema dünyasındaki bilinen işler listesinde “Steal Away” de yer alırken, Angourie Rice’un farklı türlere uzanan seçkisi onun aynı anda hem dramatik hem komik hem de büyük anlatıların içinde var olabilen bir oyuncu kimliği geliştirdiğini gösteriyor.

Photos 11

Movies

Comments 0

Share your thoughts about this title

Sign In

No comments yet. Be the first to comment!