adres değişirse bir sonraki adres sitemizi yasaklayanların anasının amıdır orda buluşalım
Jean-Marc Barr

Jean-Marc Barr

Jean-Marc Barr, 27 Eylül 1960 tarihinde Almanya’nın Rhineland-Palatinate eyaletindeki Bitburg’da dünyaya geldi. Fransız kökenli bir anneden gelen Barr’ın Amerika Birleşik Devletleri’ndeki babası ise II. Dünya Savaşı’nda görev yapmış bir ABD Hava Kuvvetleri mensubuydu. Zamanla kendisini yalnızca oyunculukla değil; aynı zamanda film yönetmenliği, senaristliği ve yapımcılığıyla da tanınır kılan Barr, kariyerinde farklı alanları bir araya getirerek çok yönlü bir sinema figürüne dönüştü. Fransızca ve İngilizceyi birlikte kullanabilmesi, röportajlarda ortaya çıkan anlatım biçimiyle de dikkat çeker: Fransızcasında Amerikalı yetiştirilmişliğini çağrıştıran hafif Amerikan etkili bir ton ve yer yer İngilizceye göz kırpan kullanımlar bulunurken İngilizcesinde Mid-Atlantic’e yakın bir aksan hâkimdir. Eğitim hayatında önce felsefeye yönelen Barr, California’da University of California, Los Angeles’ta başlayıp Paris’te Conservatoire de Paris ile Sorbonne’da sürdürdü; ardından Londra’daki Guildhall School of Music and Drama’da drama eğitimi alarak sahne disiplinini derinleştirdi. Londra döneminde, gelecekteki eşi olacak; piyanist ve besteci Irina Dečermić ile tanıştı. Tiyatro çalışmalarına Fransa’da 1986’dan itibaren adım attı; ardından hem televizyon rolleri hem de sinema tarafındaki deneyimleriyle görünürlüğünü artırdı. John Boorman’ın 1987 yapımı Hope and Glory filmindeki çalışması onun film dünyasındaki yolunu belirginleştirirken, 1988’de gelen The Big Blue onun büyük sıçrayışına dönüştü. Luc Besson’un kendisini canlandırması için seçtiği rol, Fransız dalgıç Jacques Mayol’du; Barr bu yapımda Rosanna Arquette ve Jean Reno ile birlikte kamera karşısına geçti. The Big Blue, 1980’li yıllarda Fransa’da gösterime giren en yüksek gişeli filmler arasında yer alarak hem etkisini hem de popülerliğini kalıcı kıldı. Barr’ın 1991’de Lars von Trier imzalı Europa filminde başrol üstlenmesi, yalnızca profesyonel açıdan değil kişisel anlamda da uzun soluklu bir bağın başlangıcı sayıldı. Von Trier’le kurduğu bu ilişki, Barr’ın von Trier’in çocuklarının vaftiz babası olduğu bilgisinin de işaret ettiği güçlü bir yakınlığa dayanıyordu. Bu birliktelik daha sonra sinemaya düzenli biçimde yansımaya devam etti: Barr, von Trier’in Europa (1991) dışındaki çalışmalarında da yer aldı; Breaking the Waves (1996), Dancer in the Dark (2000), Dogville (2004) ve Manderlay (2005) gibi yapımlarda performansıyla filmografisine damga vurdu. Ayrıca 2005 yılında Fransız filmi Crustacés et Coquillages’ta da rol aldı. Von Trier’le kurduğu iş birliği Barr’ın kendi yönettiği işlere yönelmesini hızlandırdı. Yönetmen, senarist ve yapımcı kimlikleriyle 1999’da Lovers ile çıkış yaptı; bu film, bir üçlemenin ilk parçası olarak konumlandı. Üçlemenin ikinci halkası Too Much Flesh (2000) dram türündeydi ve üçüncü film Being Light (2001) ise bir komedi olarak şekillendi; Barr, Being Light’ı Pascal Arnold ile birlikte yönetirken türler arası geçişin de altını çizdi. Barr ayrıca Merchant Ivory imzalı le Divorce (2003) filminde çekici boşanma avukatı Maitre Bertram rolüyle de tanınabilir bir performans sergiledi; 2002’de The Red Siren’da Hugo karakterine hayat verdi. 1995 tarihli Blur single’ı “Charmless Man” için hazırlanan video klipte ise baş karakter olarak görünmesi, popüler kültürle sinema dili arasında kurduğu bağlantıyı geniş kitlelere taşıdı. Öte yandan televizyon tarafında da bilinir; TMDB’den gelen bilgiye göre Antrasit dizisiyle tanınmaktadır.

Photos 2

Awards 1

  • Jameson People's Choice Award for Best Actor (2005)

    Nominee Crustacés et Coquillages

Series

Comments 0

Share your thoughts about this title

Sign In

No comments yet. Be the first to comment!