Natasha Lyonne
Natasha Bianca Lyonne Braunstein, 4 Nisan 1979’da New York, ABD’de dünyaya gelmiştir. Yahudi bir ailenin kızı olarak büyüyen Lyonne, çocukluğunun erken dönemlerini New York ile İsrail arasında gidip gelerek geçirir. Oyunculukla kurduğu ilişki daha çok küçük yaşlara dayandığı için sahne ve kamera onun hayatına erken dahil olur; henüz altı yaşındayken “Pee-wee's Playhouse” adlı televizyon programında yer alır. Bu ilk adımın ardından çocuk oyuncu olarak farklı yapımlarda boy gösterir ve dönemin en bilinen rollerinden birini “Dennis the Menace” (1993) filmindeki performansıyla öne çıkarır. Gençlik yıllarında adını daha geniş çevrelere duyuracak bir dikkat çekme süreci yaşar. Woody Allen’ın “Herkes Seni Seviyorum Der” (Everyone Says I Love You) (1996) filminde sergilediği performansla öne çıkmayı başarır. Ardından kariyerindeki asıl dönüm noktası, 1998 yapımı bağımsız film “Beverly Hills’in Varoşları”ndaki (Slums of Beverly Hills) rolüdür. Bu filmdeki çalışması eleştirmenlerden güçlü övgüler alır; genç yaşına karşın oyunculuk tarafındaki olgunluk ve ifade gücüyle yeteneğini somut biçimde ortaya koyar. 1999’da ise onu dünya çapında tanınan bir isme dönüştüren “Amerikan Pastası” (American Pie) gelir ve Lyonne’un canlandırdığı Jessica karakteriyle kültleşen bir figüre dönüşür. “Amerikan Pastası”nın yarattığı etki, serinin devam filmlerinde de aynı karakteri yaşatmasıyla sürer. “Amerikan Pastası 2” (American Pie 2) (2001) ve “Amerikan Pastası: Buluşma” (American Reunion) (2012) filmlerinde Jessica rolüne yeniden girerek hikayenin sürekliliğine katkıda bulunur. 2000’li yıllarda ise farklı türlerdeki projelere uzanarak sadece belirli bir çizgiye bağlı kalmadığını gösterir; “Korkunç Bir Film 2” (Scary Movie 2) (2001) ve “Blade: Trinity” (2004) gibi yapımlarda yer alır. Böylece kariyeri, hem komedi hem de aksiyon gibi alanlarda çeşitlenen bir filmografiye doğru genişler. 2013 yılından itibaren kariyerinde bambaşka bir yükseliş dönemi başlar: Netflix dizisi “Orange Is the New Black”. Dizide, esprili tarafı kadar trajik geçmişiyle de dikkat çeken mahkum Nicky Nichols karakterini canlandıran Lyonne, bu rol sayesinde büyük beğeni toplar ve bir Emmy Ödülü’ne aday gösterilir. Yedi sezon boyunca süren dizideki performansı, onu yeniden Hollywood’un en aranan isimlerinden biri haline getirir. “Orange Is the New Black”in ardından yalnızca oyuncu kimliğiyle değil, yaratıcı yönünü öne çıkaran çalışmalarıyla da dikkat çeker; Amy Poehler ve Leslye Headland ile birlikte yarattığı, yazdığı, yönettiği ve başrolünü üstlendiği 2019 yapımı Netflix dizisi “Russian Doll” ile yeni bir zirve yaşar. Zaman döngüsü temasını işleyen dizi eleştirmenlerden tam not alırken Lyonne’a pek çok Emmy adaylığı daha getirir. 2023 yılında ise Rian Johnson tarafından yaratılan “Poker Face” adlı dizide başroldeki başarısını farklı bir karakterle sürdürür. Dizide, insanların yalan söyleyip söylemediğini anlama yeteneğine sahip olan Charlie Cale karakterini canlandırır ve bu rolüyle Altın Küre ile Emmy adaylıkları elde eder. Lyonne’un kariyerindeki bu ardışık yükseliş, hem popüler yapımlardaki etkisini hem de anlatıya yön veren yaratıcı katkılarını bir arada gösteren güçlü bir profil olarak öne çıkar.
Photos 7
Awards 1
-
TCA Award for Individual Achievement in Comedy (2023)
Winner Poker Face
Movies
Series
Comments 0
Share your thoughts about this title
Sign InNo comments yet. Be the first to comment!